1902’de kurulan, 1928’den beri ilk önce  Moda Caddesi No:123 , sonraları 89/B’de faaliyet gösteren Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacısı Melih Ziya Sezer, babası Halil Nejad Sezer’den devraldığı eczacılık koleksiyonunu özenle muhafaza etmiş, elde ilaç yapma geleneğini de sürdürerek, üzerine yeni malzemeler eklemiş ve günümüze kişisel bir müze getirmiştir. Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacılık ve tıp tarihindeki önemine dair bugüne dek pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak bu proje, eczanenin bu anlamdaki toplumsal-tarihsel önemini irdeleme amacı taşımamaktadır.  Melih Bey’le tanışmam kızımın doğumundan hemen sonraya rastlar. Civardaki genç eczacıların “Bu formülü ancak Melih Bey hazırlar” demesiyle gittiğim Yeni Moda Eczanesi’ni, Temmuz 2013’den itibaren düzenli olarak, steril biboratlı suları hazırlatabilmek amacıyla ziyaret ettim. İçeri girer girmez, eczanenin arka tarafındaki laboratuarda veya Art Nouveau bankonun arkasında çalışan eczacıyı uyaran ve bana dışardaki dünyanın bir süreliğine durduğunu haber veren melodik zil sesi, caddenin egzoz, toz ve insan kokusunu önce hızla burnunuzdan sonra hafızanızdan silen ilaç kokusu, bilmeyene fonda çaldığı izlenimi veren, aslında o güne ve saate özel seçilmiş müziğin tınıları. Bunlar, eczaneye bir yıl boyunca sıradan bir müşteri olarak yaptığım ziyaretlerden aklımda kalanlar. Melih Ziya Bey’in bu bir yılın sonunda bir gün “Buyurun bu tarafta konuşalım.” diyerek, beni laboratuara davetinin ardından başlayan süreç ise projenin ana konusunu oluşturmaktadır.  Melih Ziya Sezer, 1937’den beri Kadıköy, Moda’da çayırlarda, yazlık sinemalarda, Bomonti Bahçesi’nde, Deniz Hamamı’nda, Salih Reis’in kayıkhanesinde, Perikli’nin Meyhanesi’nde buzlu cevizci Garabet Usta, kolacı Dikran Gago, Kahveci Panayot, Üçkaş Hamdi, sütçü Argiri Cidrof ve oğulları Boris ile Yorgi, kunduracı Stefan Serkis, Eğinli Bakkal Mustafa ve Hüseyin kardeşler, meyhaneci Grammatikos Eksilas, güzeller güzeli kızı Antula, titiz pantoloncu Evripidis, gömlekçi Sinork Tıkır, artist gibi berber Gavril, berber Kozma, marangoz Mogoko, ayakkabı ustası Salih Yosma, eczacı kalfaları Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan, Natık Gün, hastalarını icabında hiç para almadan tedavi eden doktor Aldo Mei ve daha onlarcasıyla beraber yaşamış ve bir semtin sosyo-kültürel dönüşümüne tanıklık etmiştir O’nun çevresinde bir araya gelen sanat, edebiyat, müzik ve bilim insanları, 50 metrekarelik bir mekanın laboratuarını, esas amacı dışında, buluştukları bir kültür sanat odası olarak kullanmışlardır. Melih Bey’in edebiyat, müzik, tarih, Kadıköy ve Moda’ya dair bir arşivini de barındıran laboratuar, elde ilaç yapımının yanında; yazım, araştırma ve arşivleme pratiklerinin de sürdüğü kişisel bir iç deney alanıdır.  Adonyl Elixir adlı yerleştirme , adını 1937–1945 yılları arasında Yeni Moda Eczanesi’nde elde üretilen, uykusuzluk, hiddet, depresyon ve iç sıkıntısına karşı geliştirilen hipnotik ve sedatif etkili bir müstahzardan alır. Nesli tükenmiş bir eczacının iksirlerinin, şiirlerinin ve biriktirdiklerinin peşine düşer. Yeni Moda Eczanesinin bir replikası olmaktan çok, orada yaşanmış bir anın kaybolup gitmeden önce aklımızda kalması muhtemel izlerinin alabileceği biçimlere dair bir önermedir. ”Bu izlerin yeni bir kurgu içinde bir araya gelerek geçmişi konuşması mümkün müdür? Kaybolup gitmek üzere olanların büyüsünü koruyabilir, bu şekilde kendimizi iyileştirebilir miyiz?” sorularının cevabını arar.  ***  The pharmacist of Yeni Moda Pharmacy, Melih Ziya Sezer, has meticulously preserved the pharmacy collection that was inherited from his father Halil Nejad Sezer, added new items to the collection by pursuing the tradition of hand made (magisterial) medicine and created a personal pharmaceutical museum of its own. This project does not aim to examine the socio-historical importance of Yeni Moda Pharmacy which was established in 1902 and has been operating at  Moda Caddesi No:123  and 89/B since 1928. It has already been the subject of many researches and articles in terms of pharmaceutical and medical history, but this too is not the main topic of the project.  I first met Melih Ziya right after the birth of my daughter. He was referred to me by the neighborhood’s young pharmacists with the words “Only Mr. Sezer can prepare this formula.” So started my monthly visits to the pharmacy, between in July 2013 to obtain sterile biborate solutions. Upon entering the pharmacy you are greeted with a melodic chime that warns the pharmacist, either busy behind the Art Nouveau counter or working at the laboratory in the  back, of your arrival; the strong smell of medicines, which cleanse the smell of the street and humans from both your nose as well as from your memory; and the music that for the first- time visitor might sound like a generic background music but is actually specially chosen for that specific hour of the day. All of which momentarily shield you from the outside world...  These are the parts I remember from visiting the pharmacy as a regular customer for one year, until one day, Melih Ziya lifted the wooden rack on the counter and said “Please, let’s talk over here.” So started the phase that would become the main theme of this project.  Melih Ziya Sezer lived in the pastures, open air cinemas, the Bomonti Garden, Moda Sea Bath, Salih Reis’ boathouse, Perikli’s Tavern, in Kadıköy, Moda, together with iced walnut seller Garabet Usta, presser Dikran Gago, coffee maker Panayot, tribrow Hamdi, dairyman Argiri Cidrof and his sons Boris and Yorgi, shoemaker Stefan Serkis, grocer brothers Mustafa and Hüseyin of Eğin, barkeeper Grammatikos Eksilas and his junoesque daughter Antula, meticulous pantmaker Evripidis, shirtmaker Sinork Tıkır, tall and handsome barber Gavril, barber Kozma, carpenter Mogoko, shoemaker Salih Yosma, pharmacy assistants Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan and Natık Gün, Dr. Aldo Mei who cured his patients pro bono among tens of others and witnessed the socio-cultural transformation of a neighbourhood. People of art, literature, music and science who gathered around him have used the laboratory of a 50m2 space as a culture and art room for years. The laboratory which also contains Melih Bey’s archive of literature, music, history, Kadıköy and Moda, besides being used for medicine production, is  also an area of internal experiment -according to me-  where his practices of literature, research and archiving are carried on.  Adonyl Elixir gets its name from a hand made hypnotic and sedative pharmaceutical against insomnia, anger, depression and alysosis produced in Yeni Moda Pharmacy between 1937 and 1945. It chases an extinct pharmacist and his elixirs, lines and accumulations. It is more of a proposition about the forms that the possibly vivid traces of a moment lived there could take before it withers away, rather than a replica of Yeni Moda Pharmacy. It searches the answers to the questions of “Is it possible that these traces could narrate the past by coming together in a new winder? Could we keep the charm of the things that are about to wither away and cure our selves this way?”
       
     
DSC04747.JPG
       
     
DSC04715.JPG
       
     
DSC04804.JPG
       
     
DSC04724.JPG
       
     
DSC04728.JPG
       
     
DSC04727.JPG
       
     
DSC04732.JPG
       
     
IMG_4520.jpg
       
     
DSC04754.JPG
       
     
DSC04826.JPG
       
     
DSC04721.JPG
       
     
DSC04719.JPG
       
     
DSC04818.JPG
       
     
DSC04757.JPG
       
     
DSC04826.JPG
       
     
DSC04704.JPG
       
     
DSC04698.JPG
       
     
DSC04828.JPG
       
     
DSC04708.JPG
       
     
DSC04709.JPG
       
     
DSC04831.JPG
       
     
DSC04832.JPG
       
     
DSC04712.JPG
       
     
DSC04711.JPG
       
     
DSC04710.JPG
       
     
DSC04708.JPG
       
     
DSC04707.JPG
       
     
 1902’de kurulan, 1928’den beri ilk önce  Moda Caddesi No:123 , sonraları 89/B’de faaliyet gösteren Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacısı Melih Ziya Sezer, babası Halil Nejad Sezer’den devraldığı eczacılık koleksiyonunu özenle muhafaza etmiş, elde ilaç yapma geleneğini de sürdürerek, üzerine yeni malzemeler eklemiş ve günümüze kişisel bir müze getirmiştir. Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacılık ve tıp tarihindeki önemine dair bugüne dek pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak bu proje, eczanenin bu anlamdaki toplumsal-tarihsel önemini irdeleme amacı taşımamaktadır.  Melih Bey’le tanışmam kızımın doğumundan hemen sonraya rastlar. Civardaki genç eczacıların “Bu formülü ancak Melih Bey hazırlar” demesiyle gittiğim Yeni Moda Eczanesi’ni, Temmuz 2013’den itibaren düzenli olarak, steril biboratlı suları hazırlatabilmek amacıyla ziyaret ettim. İçeri girer girmez, eczanenin arka tarafındaki laboratuarda veya Art Nouveau bankonun arkasında çalışan eczacıyı uyaran ve bana dışardaki dünyanın bir süreliğine durduğunu haber veren melodik zil sesi, caddenin egzoz, toz ve insan kokusunu önce hızla burnunuzdan sonra hafızanızdan silen ilaç kokusu, bilmeyene fonda çaldığı izlenimi veren, aslında o güne ve saate özel seçilmiş müziğin tınıları. Bunlar, eczaneye bir yıl boyunca sıradan bir müşteri olarak yaptığım ziyaretlerden aklımda kalanlar. Melih Ziya Bey’in bu bir yılın sonunda bir gün “Buyurun bu tarafta konuşalım.” diyerek, beni laboratuara davetinin ardından başlayan süreç ise projenin ana konusunu oluşturmaktadır.  Melih Ziya Sezer, 1937’den beri Kadıköy, Moda’da çayırlarda, yazlık sinemalarda, Bomonti Bahçesi’nde, Deniz Hamamı’nda, Salih Reis’in kayıkhanesinde, Perikli’nin Meyhanesi’nde buzlu cevizci Garabet Usta, kolacı Dikran Gago, Kahveci Panayot, Üçkaş Hamdi, sütçü Argiri Cidrof ve oğulları Boris ile Yorgi, kunduracı Stefan Serkis, Eğinli Bakkal Mustafa ve Hüseyin kardeşler, meyhaneci Grammatikos Eksilas, güzeller güzeli kızı Antula, titiz pantoloncu Evripidis, gömlekçi Sinork Tıkır, artist gibi berber Gavril, berber Kozma, marangoz Mogoko, ayakkabı ustası Salih Yosma, eczacı kalfaları Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan, Natık Gün, hastalarını icabında hiç para almadan tedavi eden doktor Aldo Mei ve daha onlarcasıyla beraber yaşamış ve bir semtin sosyo-kültürel dönüşümüne tanıklık etmiştir O’nun çevresinde bir araya gelen sanat, edebiyat, müzik ve bilim insanları, 50 metrekarelik bir mekanın laboratuarını, esas amacı dışında, buluştukları bir kültür sanat odası olarak kullanmışlardır. Melih Bey’in edebiyat, müzik, tarih, Kadıköy ve Moda’ya dair bir arşivini de barındıran laboratuar, elde ilaç yapımının yanında; yazım, araştırma ve arşivleme pratiklerinin de sürdüğü kişisel bir iç deney alanıdır.  Adonyl Elixir adlı yerleştirme , adını 1937–1945 yılları arasında Yeni Moda Eczanesi’nde elde üretilen, uykusuzluk, hiddet, depresyon ve iç sıkıntısına karşı geliştirilen hipnotik ve sedatif etkili bir müstahzardan alır. Nesli tükenmiş bir eczacının iksirlerinin, şiirlerinin ve biriktirdiklerinin peşine düşer. Yeni Moda Eczanesinin bir replikası olmaktan çok, orada yaşanmış bir anın kaybolup gitmeden önce aklımızda kalması muhtemel izlerinin alabileceği biçimlere dair bir önermedir. ”Bu izlerin yeni bir kurgu içinde bir araya gelerek geçmişi konuşması mümkün müdür? Kaybolup gitmek üzere olanların büyüsünü koruyabilir, bu şekilde kendimizi iyileştirebilir miyiz?” sorularının cevabını arar.  ***  The pharmacist of Yeni Moda Pharmacy, Melih Ziya Sezer, has meticulously preserved the pharmacy collection that was inherited from his father Halil Nejad Sezer, added new items to the collection by pursuing the tradition of hand made (magisterial) medicine and created a personal pharmaceutical museum of its own. This project does not aim to examine the socio-historical importance of Yeni Moda Pharmacy which was established in 1902 and has been operating at  Moda Caddesi No:123  and 89/B since 1928. It has already been the subject of many researches and articles in terms of pharmaceutical and medical history, but this too is not the main topic of the project.  I first met Melih Ziya right after the birth of my daughter. He was referred to me by the neighborhood’s young pharmacists with the words “Only Mr. Sezer can prepare this formula.” So started my monthly visits to the pharmacy, between in July 2013 to obtain sterile biborate solutions. Upon entering the pharmacy you are greeted with a melodic chime that warns the pharmacist, either busy behind the Art Nouveau counter or working at the laboratory in the  back, of your arrival; the strong smell of medicines, which cleanse the smell of the street and humans from both your nose as well as from your memory; and the music that for the first- time visitor might sound like a generic background music but is actually specially chosen for that specific hour of the day. All of which momentarily shield you from the outside world...  These are the parts I remember from visiting the pharmacy as a regular customer for one year, until one day, Melih Ziya lifted the wooden rack on the counter and said “Please, let’s talk over here.” So started the phase that would become the main theme of this project.  Melih Ziya Sezer lived in the pastures, open air cinemas, the Bomonti Garden, Moda Sea Bath, Salih Reis’ boathouse, Perikli’s Tavern, in Kadıköy, Moda, together with iced walnut seller Garabet Usta, presser Dikran Gago, coffee maker Panayot, tribrow Hamdi, dairyman Argiri Cidrof and his sons Boris and Yorgi, shoemaker Stefan Serkis, grocer brothers Mustafa and Hüseyin of Eğin, barkeeper Grammatikos Eksilas and his junoesque daughter Antula, meticulous pantmaker Evripidis, shirtmaker Sinork Tıkır, tall and handsome barber Gavril, barber Kozma, carpenter Mogoko, shoemaker Salih Yosma, pharmacy assistants Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan and Natık Gün, Dr. Aldo Mei who cured his patients pro bono among tens of others and witnessed the socio-cultural transformation of a neighbourhood. People of art, literature, music and science who gathered around him have used the laboratory of a 50m2 space as a culture and art room for years. The laboratory which also contains Melih Bey’s archive of literature, music, history, Kadıköy and Moda, besides being used for medicine production, is  also an area of internal experiment -according to me-  where his practices of literature, research and archiving are carried on.  Adonyl Elixir gets its name from a hand made hypnotic and sedative pharmaceutical against insomnia, anger, depression and alysosis produced in Yeni Moda Pharmacy between 1937 and 1945. It chases an extinct pharmacist and his elixirs, lines and accumulations. It is more of a proposition about the forms that the possibly vivid traces of a moment lived there could take before it withers away, rather than a replica of Yeni Moda Pharmacy. It searches the answers to the questions of “Is it possible that these traces could narrate the past by coming together in a new winder? Could we keep the charm of the things that are about to wither away and cure our selves this way?”
       
     

1902’de kurulan, 1928’den beri ilk önce Moda Caddesi No:123, sonraları 89/B’de faaliyet gösteren Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacısı Melih Ziya Sezer, babası Halil Nejad Sezer’den devraldığı eczacılık koleksiyonunu özenle muhafaza etmiş, elde ilaç yapma geleneğini de sürdürerek, üzerine yeni malzemeler eklemiş ve günümüze kişisel bir müze getirmiştir. Yeni-Moda Eczanesi’nin eczacılık ve tıp tarihindeki önemine dair bugüne dek pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak bu proje, eczanenin bu anlamdaki toplumsal-tarihsel önemini irdeleme amacı taşımamaktadır.

Melih Bey’le tanışmam kızımın doğumundan hemen sonraya rastlar. Civardaki genç eczacıların “Bu formülü ancak Melih Bey hazırlar” demesiyle gittiğim Yeni Moda Eczanesi’ni, Temmuz 2013’den itibaren düzenli olarak, steril biboratlı suları hazırlatabilmek amacıyla ziyaret ettim. İçeri girer girmez, eczanenin arka tarafındaki laboratuarda veya Art Nouveau bankonun arkasında çalışan eczacıyı uyaran ve bana dışardaki dünyanın bir süreliğine durduğunu haber veren melodik zil sesi, caddenin egzoz, toz ve insan kokusunu önce hızla burnunuzdan sonra hafızanızdan silen ilaç kokusu, bilmeyene fonda çaldığı izlenimi veren, aslında o güne ve saate özel seçilmiş müziğin tınıları. Bunlar, eczaneye bir yıl boyunca sıradan bir müşteri olarak yaptığım ziyaretlerden aklımda kalanlar. Melih Ziya Bey’in bu bir yılın sonunda bir gün “Buyurun bu tarafta konuşalım.” diyerek, beni laboratuara davetinin ardından başlayan süreç ise projenin ana konusunu oluşturmaktadır.

Melih Ziya Sezer, 1937’den beri Kadıköy, Moda’da çayırlarda, yazlık sinemalarda, Bomonti Bahçesi’nde, Deniz Hamamı’nda, Salih Reis’in kayıkhanesinde, Perikli’nin Meyhanesi’nde buzlu cevizci Garabet Usta, kolacı Dikran Gago, Kahveci Panayot, Üçkaş Hamdi, sütçü Argiri Cidrof ve oğulları Boris ile Yorgi, kunduracı Stefan Serkis, Eğinli Bakkal Mustafa ve Hüseyin kardeşler, meyhaneci Grammatikos Eksilas, güzeller güzeli kızı Antula, titiz pantoloncu Evripidis, gömlekçi Sinork Tıkır, artist gibi berber Gavril, berber Kozma, marangoz Mogoko, ayakkabı ustası Salih Yosma, eczacı kalfaları Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan, Natık Gün, hastalarını icabında hiç para almadan tedavi eden doktor Aldo Mei ve daha onlarcasıyla beraber yaşamış ve bir semtin sosyo-kültürel dönüşümüne tanıklık etmiştir O’nun çevresinde bir araya gelen sanat, edebiyat, müzik ve bilim insanları, 50 metrekarelik bir mekanın laboratuarını, esas amacı dışında, buluştukları bir kültür sanat odası olarak kullanmışlardır. Melih Bey’in edebiyat, müzik, tarih, Kadıköy ve Moda’ya dair bir arşivini de barındıran laboratuar, elde ilaç yapımının yanında; yazım, araştırma ve arşivleme pratiklerinin de sürdüğü kişisel bir iç deney alanıdır.

Adonyl Elixir adlı yerleştirme , adını 1937–1945 yılları arasında Yeni Moda Eczanesi’nde elde üretilen, uykusuzluk, hiddet, depresyon ve iç sıkıntısına karşı geliştirilen hipnotik ve sedatif etkili bir müstahzardan alır. Nesli tükenmiş bir eczacının iksirlerinin, şiirlerinin ve biriktirdiklerinin peşine düşer. Yeni Moda Eczanesinin bir replikası olmaktan çok, orada yaşanmış bir anın kaybolup gitmeden önce aklımızda kalması muhtemel izlerinin alabileceği biçimlere dair bir önermedir. ”Bu izlerin yeni bir kurgu içinde bir araya gelerek geçmişi konuşması mümkün müdür? Kaybolup gitmek üzere olanların büyüsünü koruyabilir, bu şekilde kendimizi iyileştirebilir miyiz?” sorularının cevabını arar.

***

The pharmacist of Yeni Moda Pharmacy, Melih Ziya Sezer, has meticulously preserved the pharmacy collection that was inherited from his father Halil Nejad Sezer, added new items to the collection by pursuing the tradition of hand made (magisterial) medicine and created a personal pharmaceutical museum of its own. This project does not aim to examine the socio-historical importance of Yeni Moda Pharmacy which was established in 1902 and has been operating at Moda Caddesi No:123 and 89/B since 1928. It has already been the subject of many researches and articles in terms of pharmaceutical and medical history, but this too is not the main topic of the project.

I first met Melih Ziya right after the birth of my daughter. He was referred to me by the neighborhood’s young pharmacists with the words “Only Mr. Sezer can prepare this formula.” So started my monthly visits to the pharmacy, between in July 2013 to obtain sterile biborate solutions. Upon entering the pharmacy you are greeted with a melodic chime that warns the pharmacist, either busy behind the Art Nouveau counter or working at the laboratory in the

back, of your arrival; the strong smell of medicines, which cleanse the smell of the street and humans from both your nose as well as from your memory; and the music that for the first- time visitor might sound like a generic background music but is actually specially chosen for that specific hour of the day. All of which momentarily shield you from the outside world...

These are the parts I remember from visiting the pharmacy as a regular customer for one year, until one day, Melih Ziya lifted the wooden rack on the counter and said “Please, let’s talk over here.” So started the phase that would become the main theme of this project.

Melih Ziya Sezer lived in the pastures, open air cinemas, the Bomonti Garden, Moda Sea Bath, Salih Reis’ boathouse, Perikli’s Tavern, in Kadıköy, Moda, together with iced walnut seller Garabet Usta, presser Dikran Gago, coffee maker Panayot, tribrow Hamdi, dairyman Argiri Cidrof and his sons Boris and Yorgi, shoemaker Stefan Serkis, grocer brothers Mustafa and Hüseyin of Eğin, barkeeper Grammatikos Eksilas and his junoesque daughter Antula, meticulous pantmaker Evripidis, shirtmaker Sinork Tıkır, tall and handsome barber Gavril, barber Kozma, carpenter Mogoko, shoemaker Salih Yosma, pharmacy assistants Panayot Nikolau, Zareh Mıçıkyan and Natık Gün, Dr. Aldo Mei who cured his patients pro bono among tens of others and witnessed the socio-cultural transformation of a neighbourhood. People of art, literature, music and science who gathered around him have used the laboratory of a 50m2 space as a culture and art room for years. The laboratory which also contains Melih Bey’s archive of literature, music, history, Kadıköy and Moda, besides being used for medicine production, is

also an area of internal experiment -according to me-  where his practices of literature, research and archiving are carried on.

Adonyl Elixir gets its name from a hand made hypnotic and sedative pharmaceutical against insomnia, anger, depression and alysosis produced in Yeni Moda Pharmacy between 1937 and 1945. It chases an extinct pharmacist and his elixirs, lines and accumulations. It is more of a proposition about the forms that the possibly vivid traces of a moment lived there could take before it withers away, rather than a replica of Yeni Moda Pharmacy. It searches the answers to the questions of “Is it possible that these traces could narrate the past by coming together in a new winder? Could we keep the charm of the things that are about to wither away and cure our selves this way?”

DSC04747.JPG
       
     
DSC04715.JPG
       
     
DSC04804.JPG
       
     
DSC04724.JPG
       
     
DSC04728.JPG
       
     
DSC04727.JPG
       
     
DSC04732.JPG
       
     
IMG_4520.jpg
       
     
DSC04754.JPG
       
     
DSC04826.JPG
       
     
DSC04721.JPG
       
     
DSC04719.JPG
       
     
DSC04818.JPG
       
     
DSC04757.JPG
       
     
DSC04826.JPG
       
     
DSC04704.JPG
       
     
DSC04698.JPG
       
     
DSC04828.JPG
       
     
DSC04708.JPG
       
     
DSC04709.JPG
       
     
DSC04831.JPG
       
     
DSC04832.JPG
       
     
DSC04712.JPG
       
     
DSC04711.JPG
       
     
DSC04710.JPG
       
     
DSC04708.JPG
       
     
DSC04707.JPG